Kusursuz görünme çabası çoğu zaman bir başarı değil, bir savunma mekanizmasıdır.
İnsanlar genellikle yalnızlığı; içine kapanıklık, sosyal beceri eksikliği ya da iletişim sorunlarıyla açıklar.
Oysa modern dünyada yalnızlığın çok daha görünmez bir sebebi var: mükemmel görünme ihtiyacı.
Dışarıdan bakıldığında kusursuz görünen bazı insanların iç dünyasında büyük bir sessizlik vardır.
Çünkü mükemmel görünmeye çalışan biri, çoğu zaman gerçek halini saklamak zorundadır. Ve insan gerçek halini sakladıkça, çevresindeki herkesle arasına görünmez bir mesafe koyar.
Psikolojide buna imaj yönetimi denir. İnsan kendisini olduğu gibi değil, olmak istediği versiyonuyla gösterir.
İlk bakışta bu strateji mantıklı görünür. Çünkü toplum güçlü olanı, başarılı olanı ve hatasız görüneni daha çok alkışlar. Fakat bu alkışın bir bedeli vardır: insanlar gerçek seni tanımaz.
Bir düşün.
Sürekli güçlü görünmeye çalışan biri, zayıf olduğunu söyleyemez.
Hep başarılı görünmeye çalışan biri, hata yaptığını kabul edemez.
Her şeyi kontrol ediyor gibi davranan biri, yardım isteyemez.
Ve yardım isteyemeyen bir insanın çevresinde kalabalık olsa bile, içinde bir yalnızlık oluşur.
Mükemmellik Bir Savunma Mekanizmasıdır
Birçok insan mükemmel görünmeye çalışırken aslında kendisini korumaya çalışır.
Çocukluğunda çok eleştirilmiş biri düşün.
Hata yaptığında sürekli yargılanmış, küçümsenmiş veya utandırılmış olsun.
Bu kişi büyüdüğünde iki seçenekle karşı karşıya kalır:
Ya hatalarıyla barışmayı öğrenecektir.
Ya da hatasız görünmeye çalışacaktır.
Çoğu insan ikinci yolu seçer.
Çünkü hatasız görünmek, reddedilme riskini azaltır. Ama aynı zamanda insanın gerçek tarafını saklamasına neden olur. Böylece kişi, insanlara kendisini değil düzenlenmiş bir versiyonunu sunar.
Felsefi açıdan bakarsak burada ilginç bir paradoks vardır.
İnsan kabul görmek için mükemmel görünmeye çalışır.
Ama insanlar aslında mükemmel olanı değil, gerçek olanı sever.
Birinin hiç hata yapmadığını düşün.
Hiç zorlanmıyor, hiç düşmüyor, hiç kırılmıyor.
Bu kişi saygı uyandırabilir ama çoğu zaman sıcaklık uyandırmaz. Çünkü insanlar kendilerine benzeyen insanlarla bağ kurar.
Sosyal Medya ve Yeni Mükemmellik Maskesi
Bugünün dünyasında mükemmel görünme baskısı geçmişe göre çok daha güçlü.
Sosyal medya bunun en büyük sahnesi.
Filtrelenmiş hayatlar, seçilmiş anlar ve kusursuz görünen fotoğraflar insanlara sürekli aynı mesajı verir:
“Başarılı ol.”
“Güzel görün.”
“Hep güçlü ol.”
Kimse fotoğraflara şu notu düşmez:
“Bugün kendimi çok yetersiz hissettim.”
“Bugün korktum.”
“Bugün hata yaptım.”
Oysa gerçek hayat bu duygularla doludur.
Bir insan sürekli mükemmel görünmeye çalıştığında aslında bir performans sergiler. Ve performans uzun sürdükçe yorucu hale gelir. Çünkü sahnede kalmak kolay değildir.
Bu yüzden bazı insanlar kalabalık ortamlarda bile kendilerini yalnız hisseder. Çünkü herkes onların sahnedeki halini görür, ama kulisteki insanı kimse tanımaz.
Felsefenin Söylediği Şey Basittir
Antik filozofların çoğu insanın kusurlu doğasını kabul etmek gerektiğini söyler.
Çünkü kusur, insan olmanın bir parçasıdır.
Mükemmel olmak, insan olmanın değil rol yapmanın bir özelliğidir.
Gerçek bağlar ise rol üzerinden değil, samimiyet üzerinden kurulur.
Birinin sana “Ben de aynı şeyleri yaşıyorum” demesi, çoğu zaman mükemmel bir tavsiyeden daha değerlidir. Çünkü insan yalnız olmadığını hissettiği anda rahatlar.
Belki de bu yüzden bazı insanlar hayatlarında gerçekten rahat oldukları birkaç kişiyle çok güçlü bağlar kurarlar. Çünkü o insanların yanında mükemmel görünmek zorunda değildirler.
Belki de Asıl Cesaret Kusurlu Görünmektir
Toplum çoğu zaman mükemmelliği ödüllendirir ama samimiyet çok daha güçlü bir bağ kurar.
Hata yaptığını söylemek,
zayıf olduğunu kabul etmek,
bazen yorulduğunu itiraf etmek…
Bunlar insanı küçültmez.
Tam tersine, insanı gerçek kılar.
Ve insanlar gerçek olan şeylere güven duyar.
Belki de bu yüzden en yalnız insanlar, en mükemmel görünenler değildir; mükemmel görünmeye en çok çalışanlardır.
Çünkü insan ne kadar kusursuz görünmeye çalışırsa, o kadar az kişi onun gerçek yüzünü görebilir.
Ve gerçek yüzünü kimse görmediğinde, kalabalığın ortasında bile insan kendisini yalnız hisseder.