En Az Önemseyen Masayı Yönetir

İlişkilerde, tartışmalarda ve sosyal dengelerde güç çoğu zaman en çok isteyenin değil, en az ihtiyaç duyanın elindedir.
Bir masada beş kişi oturduğunu düşün. Herkes konuşuyor, herkes bir şeyler istiyor, herkes bir şeyler anlatmaya çalışıyor.
Fakat dikkat edersen çoğu zaman o masayı yöneten kişi en çok konuşan ya da en çok isteyen kişi değildir. Hatta bazen neredeyse hiç konuşmayan biridir.
Çünkü sosyal dengelerde görünmeyen bir kural vardır:
En az önemseyen masayı yönetir.
Bu, ilk bakışta sert veya soğuk bir düşünce gibi gelebilir. Ama psikoloji, insan ilişkilerinin çoğu zaman böyle işlediğini gösterir.
Bir insan bir şeye ne kadar çok ihtiyaç duyarsa, o kadar fazla kontrolünü kaybeder.
İhtiyaç Gücü Azaltır
Bir toplantıyı düşün. Bir kişi o iş için çok heyecanlıdır. Kabul edilmek ister, fikirlerinin beğenilmesini ister, onay almak ister. Konuşurken ses tonu değişir, mimikleri daha yoğun olur, ikna etmeye çalışır.
Masadaki başka biri ise daha sakin görünür. Çok konuşmaz. Tartışmanın ortasında bile rahat davranır. Onun için sonuç hayat memat meselesi değildir.
Çoğu zaman masadaki güç o kişiye kayar.
Çünkü insan zihni şunu sezgisel olarak algılar:
En az ihtiyacı olan kişi daha özgürdür.
Bu durum yalnızca iş dünyasında değil, insan ilişkilerinde de görülür.
İlişkilerde Güç Dengesi
Romantik ilişkilerde sık sık aynı dinamiği görürüz. Bir taraf sürekli mesaj atar, sürekli açıklama yapar, sürekli ilişkiyi kurtarmaya çalışır.
Diğer taraf ise daha mesafelidir.
İlginç olan şudur: Çoğu zaman ilişkiyi yöneten taraf, daha az bağlanan taraf olur.
Bu durum psikolojide “bağlanma dengesi” olarak da açıklanır. Bir taraf ilişkiye çok yatırım yaptığında, diğer tarafın psikolojik gücü artar.
Çünkü ihtiyaç, insanı savunmasız yapar.
İhtiyaç duyduğun şey üzerinde kontrol kuramazsın.
Stoacıların Eski Öğüdü
Antik filozoflar bunu çok erken fark etmişti.
Stoacı düşünürler insanın özgürlüğünün, dış şeylere olan bağımlılığını azaltmasıyla mümkün olduğunu söyler.
Eğer bir insan;
•başkalarının onayına,
•sürekli ilgiye,
•sürekli kabul edilmeye
bağımlıysa, aslında hayatını başkalarının eline bırakmış olur.
Fakat bir insan bazı şeyleri kaybetmeyi göze alabiliyorsa, o insanın davranışları daha özgür olur.
Ve özgür davranan insanlar, çoğu zaman bulunduğu ortamın dengesini değiştirir.
Sessiz Güç
Güç her zaman gürültülü değildir.
Bazı insanlar sürekli konuşarak, sürekli kendini anlatarak gücünü göstermeye çalışır. Fakat gerçek güç çoğu zaman daha sessizdir.
Masada biri vardır ki:
•panik yapmaz,
•kendini kanıtlamaya çalışmaz,
•sürekli onay beklemez.
Bu tür insanlar çoğu zaman daha sakin görünür ama ortamın psikolojik merkezine dönüşürler.
Çünkü başkalarının onları ikna etmesi gerekir.
Günlük Hayattan Basit Bir Örnek
Bir pazarlık düşün.
Bir müşteri bir ürünü çok istiyorsa, satıcı bunu hisseder. Müşterinin ses tonundan, bakışından hatta bekleyişinden bunu anlayabilir.
Ve o anda pazarlığın dengesi değişir.
Fakat müşteri rahat görünüyorsa, ürünü almasa da sorun olmayacak gibiyse, satıcı daha fazla esneklik gösterebilir.
Çünkü psikolojik üstünlük taraf değiştirir.
Gerçek Mesaj
“En az önemseyen masayı yönetir” cümlesi aslında insanların umursamaz olması gerektiğini söylemez.
Asıl mesaj şudur:
Hayatındaki hiçbir şey, senin iç dengenin üzerinde bir güç kazanmamalı.
Bir insan bir masada, bir ilişkide veya bir tartışmada kendini kaybetmiyorsa, panik yapmıyorsa, onay için savaşmıyorsa, o insan zaten içsel bir güce sahiptir.
Ve çoğu zaman insanlar bu gücü sezgisel olarak hisseder.
Çünkü en güçlü insanlar her şeyi isteyenler değil,
her şey olmadan da kendisi kalabilenlerdir.

Yorum yapın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir