Bir insanın kendine yaptığı en büyük haksızlık, kendi başlangıcını başkasının zirvesiyle karşılaştırması.Ve bunu mantık sanması.
Sen daha ayakkabını yeni bağlamışsın…
Karşındaki maratonun son düzlüğünde.
Sonra diyorsun ki:
Ben niye onun gibi değilim?
Çünkü sen onun gibi değilsin.
Ve bu kötü bir şey değil.
Bu gerçek.
Ama mesele şu:
Zihin, gerçeği değil… Görüntüyü kıyaslar.
O kişi bugün iyi görünür.
Sen bugün yorgun görünürsün.
Zihin hemen hüküm verir:
Ben gerideyim.
Oysa geride falan değilsin.
Sen kendi yolundasın.
Sadece başkasının montajını izleyip kendi ham halini yargılıyorsun.
Kıyas, bir düşünce değil… Bir zehirdir
Psikolojide bunun en sinsi tarafı şudur:
Kıyas, seni motive etmez.
Seni “yetersizlik” duygusuna kilitler.
Yetersizlik duygusu ise şu üç şeyi yapar:
1.Erteletir.
Çünkü zihnin şunu der:
Nasıl olsa yetişemem.
2.Utandırır.
Çünkü içten içe kendine kızarsın:
Niye hâlâ burada takıldım?
3.Sabote eder.
Çünkü başarısızlık korkusu, denemekten daha güvenli gelir.
İşte o an kıyas dediğin şey gelişim değil…
kendi kendine kurduğun bir psikolojik tuzaktır.
Senin basamağın küçük değil… Sen onu küçümsüyorsun
Birinin 50. basamağını görüyorsun.
Ama o kişinin 1. basamağında neler yaşadığını bilmiyorsun.
Belki yıllarca ağladı.
Belki kimse destek olmadı.
Belki defalarca bıraktı.
Belki yıllarca kendini toparladı.
Ama sen sadece vitrine bakıyorsun.
Ve vitrini gerçek sanıyorsun.
O yüzden şunu net söyleyelim:
Başkasının sonucu seni ezmesin. Senin sürecin seni büyütsün.
Spor bunu en iyi öğretir: Aynı ağırlık herkese aynı gelmez
Salonda iki kişi düşün.
Biri 100 kilo squat yapıyor.
Diğeri 20 kilo ile titriyor.
Dışarıdan bakan birinin ağzı hemen açılır:
Oooo 100 kilo efsane…
20 kilo ne?
Ama gerçek şudur:
20 kiloyla titreyen insan, belki hayatında ilk kez ben güçlenebilirim cümlesine yaklaşıyordur.
Belki yıllarca bedeninden nefret etmiştir.
Belki aynaya bakamamıştır.
Belki dizleri ağrıyordur.
Belki özgüveni kırılmıştır.
Ve o 20 kiloyu kaldırmak…
Onun için 200 kilo olabilir.
Aynı ağırlık, aynı tekrar, aynı hareket…
Ama herkesin zihinsel yükü farklı. Herkesin geçmişi farklı. Herkesin sinir sistemi farklı.
Kıyas bu yüzden adaletsiz. Çünkü kıyas, görünmeyeni yok sayar.
Sosyal medya seni çalışkan yapmıyor… Seni aceleci yapıyor
Zihin, sürekli hız görmek istiyor.
Çünkü hız dopamin verir.
Ama gelişim hızdan değil… Tekrar ve sabırdan doğar.
Sosyal medya sana şunu fısıldar:
Hadi daha fazlası.
Hadi daha hızlısı.
Hadi “şimdi” olsun.
Hayat ise şunu söyler:
Olmaz.
Sindireceksin.
Öğreneceksin.
Tekrar edeceksin.
Bazen düşeceksin.
Ve en önemlisi:
Kendi ritmini bulacaksın.
Ritmini bulamayan insan, başkasının temposunda boğulur.
Kıyasın kökü: Ben yetmiyorum inancı
Şimdi dürüst olalım:
Sen aslında başkasını kıyaslamıyorsun.
Sen kendini, kendi gözünde değersiz hissettiğin bir yere yerleştiriyorsun.
Kıyasın içinde hep şu cümle gizli:
Ben eksikim.
Ama bu cümle bir gerçek değil.
Bu bir program.
Ve program şöyle çalışır:
Ne yaparsan yap, yetmez.
Çünkü hedef değişir.
Kıyasın çıtası yükselir.
Sen koşarsın… O çizgi kaçar.
O yüzden kıyası bırakmak, sadece özgüven işi değil. Bu bir zihin özgürlüğü işidir.
Sana bir şey söyleyeyim mi?
Kendi basamağını küçümseyen insan,
aslında kendi potansiyeline saygısızlık eder.
Çünkü o basamak, senin başlangıcın. Ve başlangıcı hor gören biri, devamı da taşıyamaz.
O yüzden bugünden itibaren kendine şunu söyle:
Ben başkasının 50. basamağına bakarak kendimi ölçmüyorum. Ben kendi basamağımı büyütüyorum.
Kıyas yerine kanıt üret
Bugün 10 dakika ayır.
Kendine sor:
•Bugün hangi basamağı çıktım?
•Dünkü halime göre neyi daha iyi yaptım?
•Şu an en küçük ama en gerçek ilerlemem ne?
Ve o ilerlemeyi yaz.
Çünkü zihin şunu sever: Kanıt.
Kıyas soyuttur. Kanıt gerçektir.
Zihin kanıt görünce güçlenir.
Kanıt görünce hedefe bağlanır.
Kanıt görünce kendine inanır.
. . . . . .
Kendi hayatının ilk basamağını, başkasının 50. basamağıyla kıyaslama.
Çünkü bu kıyas seni büyütmez… Seni küçültür.
Sen yarışta değilsin.
Sen inşaat halindesin.
Ve unutma:
Başkasının sonucu senin utancın değil.
Senin başlangıcın senin şerefin.
Bugün küçük bir adım attıysan…
Bütün etrafı sallayacak şey zaten o adımın kendisi.