Kendini Üstün Gören Kişi Vasat Bir Ortamda Yetişmiştir

Bazı insanlar var… Odaya girer girmez “Ben buranın yıldızıyım” diye bağırmaz ama onu hissettirir. Cümleleri kısa, bakışı uzun, tavrı “Siz kimsiniz ki?” ayarında. Sanki dünya onların etrafında dönüyor, biz de yanlışlıkla aynı gezegende yaşıyoruz. Ve işin komiği şu: Bu “üstünlük” hali çoğu zaman gerçek bir güçten gelmez. Tam tersine. Çoğunlukla vasat bir ortamın çocuğudur bu. …

İyi Niyetli Eleştiri Yoktur

Bazı cümleler vardır, başına iyi niyetle söylüyorum etiketi yapıştırılınca bile kalbini deler geçer. “Bak, yanlış anlama ama…” Diye başlayan, sonra da seni küçülten, daraltan, utandıran o cümleler. Peki sorun nerede? Sözde mi, niyette mi, egoda mı? Ben bu cümlenin iyi niyetli eleştiri yoktur kışkırtıcı olmasını seviyorum. Çünkü bizi şu rahatsız edici soruyla yüzleştiriyor: “Ben birini …

Boş Teneke Sendromu: Her Şeyi Bilen “Uyanmışlar”

Modern dünyada her konuda fikri olan çok. Ama bazıları var ki, sadece fikri olduğunu değil, tek doğruya sahip olduğunu iddia ediyor. Onlara günlük dilde her şeyi bilenler diyoruz. Ben bu yazıda, psikolojik ve felsefi açıdan, bu tavrı boş teneke sendromu olarak ele alacağım. Çünkü insan ne kadar doluysa, sesini o kadar alçaltmayı bilir. Ne kadar …

YouTube Çağında Ego Pazarlaması: Seçilmişler ve Uyuyan Güzeller

Gece elinde telefon, uykuya geçmeden önce şöyle bir YouTube’a bakıyorsun. Karşına biri çıkıyor ve şöyle diyor: “Ben seçilmiş 11 çocuktan biriyim. Diğerleri öldü. Sadece ben kaldım.” Cümlenin içeriğinden çok, yüzündeki ifade çarpıyor seni. O “ben farklıyım, ben özelim, ben sizden üstünüm” bakışı. İçinden sessizce soruyorsun: “Diyelim ki gerçekten seçildin, sonra ne olacak? Bir uzay gemisi …

Beğeni Dilencileri: Modern Yalanın Tapınakları

Bir gün biri çıkar, “Sosyal medyayı bıraktım” der ama bunu da sosyal medyadan söyler. Altında 69 bin beğeni. Binlerce “helal olsun”, “doğru söylüyorsun” yorumu. Peki kimse fark etmez mi? Gerçekten bırakmış olsaydı, şu an o gönderi orada olmayacaktı. Ama işte, fark etmek işlerine gelmez. Çünkü herkes kendi yalanını bir başkasının dürüstlüğüyle aklamak istiyor.  Yalanın Yeni …

Kralın Gözüne Osurarak Giren Soytarı

Bir zamanlar, büyük bir krallıkta herkesin tek derdi vardı: Kralın gözüne girmek. Kimi pahalı şaraplar sunardı, kimi dalkavukça şiirler okurdu. Kralın çevresi, sessiz bir yarış alanına dönmüştü. Kim daha çok eğilirse, o daha değerli sayılıyordu. Kim daha çok överse, o daha akıllı görünüyordu. Ama bir gün, sarayın ortasında bir soytarı çıktı ortaya. Diğerlerinden farklıydı ne …